Dost Acı Söyler
“Topla kendini. Gittiğin yol, yol değil. Artık kendine ne yaptığını görmezden gelerek, yok sayarak kendine nasıl da zarar verdiğine dön, bak. Bak ve neye dönüştüğünü gör lütfen...” diyen arkadaşına bakarken yüzünün kızardığını, sanki üzerinden alevler çıkmaya başladığını hissetti. Öfkeden dudakları titriyor, söyleyeceklerini boğazındaki düğümden geçirmekte zorlanıyordu.
Hiçbir şey söylemedi, sustu. Sonrasında döndü ve odadan çıktı.
“Sen kim oluyorsun da bana böyle davranabiliyorsun? Bana bunları söylemeye nereden cesaret buluyor, bunu kendinde nasıl hak görüyorsun?” diye mırıldandı.
Saatlerce yürüdü. Öfkesi dinene kadar sokak sokak, cadde cadde arşınladı.
Önüne çıkan sokak kedilerini tekmeledi, kalabalıklar içinde karşısından gelip ona yol vermeyenlere omuz attı. Gülerek eğlenen insanların yüzlerine ters ters bakıp onları huzursuz etti.
Öfkesi tükenene kadar çevresinde ne varsa öfkesiyle yaktı ve kavurdu. Ta ki her şey tükenene ve ateşi sönene kadar herkesi ve her şeyi yakmaya devam etti.
Tek hissettiği suçlanmışlık, yargılanmışlık ve eleştirilmişlikti. Düşünmesini ve görmesini isteyen dostu ona ulaşamamış, hatta daha fazla kapanmasına ve sabitlerine sımsıkı tutunmasına neden olmuştu.
Tek hissettiği öfkesiydi.
Kimliğinin zedelenmemesi, öfkesinin tetiklenmemesi için dokunulmaması gereken yerler vardı. Ama insan kendisi görmek istemezse bunları göstermenin; onu kırmadan, bulunduğu çizgiyi aşmadan söylemenin de pek fazla yolu yoktu.
Yüzleşmeler için ilk koşul, buna hazır olmaktır.
Hazır olmanın yanında, kişinin yardım ya da tespit talebinde bulunması ve iletişimin bu talebin karşılığında başlaması oldukça değerli ve önemli bir fırsattır.
Doğru zamanlamayı sağlamaktır.
Açık iletişim hâlinde ve güven merkezli bir ilişki kurmaktır. Bu, yalnızca o an için değil, kurulan yakın ilişkinin tüm sürecinde oluşturulacak ve korunması gereken bir durumdur.
Suçlamamak, yargılamamak, eleştirmemek; üstten bakmaksızın anlaşıldığının ve görüldüğünün hissedilmesini sağlamaktır.
Kendisinin fark etmesine olanak tanıyacak açık alanlar bırakmak da olası bir alternatiftir.
Her ne olursa olsun, yüzleşilmesi gerekenler sertlik düzeyine göre insanın canını acıtır. İnsan, otomatik savunma ve tutunma mekanizmalarından aldığı güçle durumunu muhafaza etmeye çalışır.




Yorumlar