top of page

Kimlik Olmak

7 Ağu
2 dakikada okunur

“Taklit etmek” dediğimizde çoğu zaman zihnimizde olumlu ya da en azından nötr bir çağrışım oluşur. “Benzemek” ise daha ikili bir yapı taşır; hemen ardından “Neye, kime benzemek?” sorusu gelir. “Kopyalamak” ise çoğu zaman olumsuz bir benzerliğe işaret eder.

Bu üç kavram birbirine yakın görünse de insanın kimliğiyle kurduğu ilişki bakımından aynı şeyi anlatmaz.

Taklit etmede, kendimize ait bir kimliğimiz, fikrimiz ya da duruşumuz vardır. Bir başkasında gördüğümüz belirli bir özelliği bilinçli olarak ortaya koymaya, öğrenmeye veya denemeye çalışırız. Hem kendimiz hem de başkaları açısından, bize ait ayrı bir kimliğin ve duruşun varlığı korunur.

Benzemede ise mevcut yapımızı bütünüyle terk etmeyiz. Başkasındaki bazı nitelikleri referans alır, kendi yapımıza neyi ekleyebileceğimizi ya da neyi değiştirebileceğimizi düşünürüz. Burada karşılaştırma, sorgulama ve seçme imkânı hâlâ vardır.

Kopyalamada ise sınır başka bir yere taşınır. Kişi kendisini giderek ortadan kaldırır; bir başkasına dönüşmeye, onun diliyle, düşüncesiyle, tavrıyla var olmaya başlar. Böyle bir noktada benzerlik artık öğrenmenin değil, kendi varlığından vazgeçmenin aracına dönüşebilir.

Elbette kimlik oluşumunda görmek ve taklit etmek çok merkezi bir yere sahiptir. Bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe uzanan süreçte insan çevresini gözleyerek öğrenir. Ancak kimlik geliştikçe taklidin payının azalması beklenir. Kimlik güçlendikçe benzemek, benzetmeye; öğrenmek, öğretmeye; model almak, model olmaya doğru evrilir.

Zamanla beklenen şey; belirli bir tutarlılığa sahip, kendisini tanıyabilen, seçimlerini sahiplenebilen ve başkalarının etkisi altında bütünüyle biçim değiştirmeyen bir şahsiyetin oluşmasıdır.

Kimlik, insanı bütünüyle katı bir kalıba hapsetmek zorunda değildir. Fakat insana belirginlik kazandırır. Kimlikli olmak, tanımlanabilir olmak kadar kendine özgü özellikler taşıyabilmeyi de gerektirir. İnsan değişebilir, gelişebilir, fikirlerini gözden geçirebilir; fakat bütün bu değişimlerin içinde kendisini taşıyan bir merkezinin bulunması önemlidir.

Kimlik oluşumunda sorunlar yaşandıkça kişi dış etkiler karşısında daha geçirgen hâle gelebilir. Kendi dışındaki kalıplara daha hızlı dönüşebilir, kendi varlığına dair güveni zayıflayabilir ve yeni modeller arasında sürekli yer değiştirebilir.

Bazen insan, kendisi olamadığında yok olmaktansa birine benzemeyi seçer. Bir başkasını kopyalamak, onun gölgesinde var olmak ya da onun kimliğinden değer devşirmek, bir çeşit var olma çabasına dönüşebilir.

Bir liderin gerisinde yalnızca onun gölgesi olmak, belirli insanlara fanatik biçimde benzeme çabası, bir başkasının işini, yolunu ya da ideolojisini sorgulamadan sürdürmek, başkasının yaptıklarının veya yapamadıklarının izinden gitmek, başkasının diliyle konuşmak, sürekli kararsız kalmak, kolay manipüle olmak, ezberlenmiş tekrarları kendi düşüncesi sanmak… Bunların tümü, tek başına kesin bir hüküm vermeye yetmese de kimliğin yeterince sahiplenilemediği alanlara işaret edebilir.

Buna karşılık tutarlılık, kendine ait değerlerin bulunması, sorgulayabilmek, farklı düşünceleri ve etkileri analiz edebilmek, seçim yapabilmek, kararlarının sorumluluğunu üstlenebilmek, güvenilir ve hatırlanabilir bir duruş sergilemek kimliğin bazı göstergeleridir.

Kimlik sahibi olmak, kimseye benzememek değildir.

Asıl mesele, başkalarından öğrenirken kendini kaybetmemek, etkilenirken silinmemek, değişirken kendi merkezini terk etmemektir.

Çünkü olgun bir kimlik, dışarıdan hiçbir şey almayan kapalı bir yapı değil; aldığı şeyi sorgulayan, dönüştüren ve sonunda kendine ait bir biçimde yeniden ortaya koyabilen yapıdır.

 
 
 

Yorumlar


İletişim

Açıkel Yayıncılık, Eğitim, Kişisel Gelişim ve danışmanlık - Mustafa Özgür Kök
Adres : Liman mah. 40. sok. 
             Konyaaltı Antalya

​​

Tel:  90 0242 3168697

Watsup / Cep : 90 0533 8153354

​

Email : mozgurkok@hotmail.com

  • Instagram
  • Youtube

​

 

Mesajiniz icin tesekkürler

bottom of page