Yüzlerin Hesabı
Bilinmeyen bir zamanda, farazi bir düzende geçen bir hikâye anlatılıyor dinleyenlere.
Bu hikâyenin kahramanı herhangi biri. Her gün kendisine bir değerden yüz birim veriliyor.
“Yatır bakalım bunları,” deniyor. “İstediğine yatır, gönlünce biriktir.”
O da dağıtıyor elindekileri: 3 birim sevgiye, 20 birim öfkeye, 5 birim güvene, 40 birim nefrete, 20 birim bencilliğe, 1 birim dostluğa, 2 birim aileye…
Her gün yüz veriliyor. Sonra bir gün ihtiyaçlar kapıya dayanıyor. Neye ne kadar yatırıldığı, elde nelerin biriktiği önem kazanıyor.
Kahramanımızın hesabı, bizim de hesabımız oluyor: Bize verilen yüzleri nerelerde biriktirdik? Nasıl dağıttık? İhtiyaç duyduğumuzda elimizde neler var?
Kaynaklarımızı nasıl kullandığımıza, nereye ne kadar ayırdığımıza bakmak gerekiyor. İhtiyaçlarımızın bir kısmı karşılanamıyorsa, bunun nedenini de bu dağılımda aramak gerekiyor.
Belki de ne aldığımız ve nasıl kullandığımız hiç gündeme gelmiyor da alamadıklarımızın hesabı soruluyor verenlere.
Ama alınanlar unutuluyor. O yüzlerin nasıl değerlendirildiğinin hesabı verilmiyor.
Yüzsüzce.




Yorumlar