Üç Arkadaş Yola Çıkmışlar
“Boşuna uğraşma, sen bunu beceremezsin,” sözleriyle savaş veren,
“Öyle kolay mı zannediyorsun her şeyi? Olmaz, yapamazsın,” denilerek hevesi kırılan,
bir de “Bunun olmaması için şu nedenler var. Başkaları bunu becerebilir ama sen bunlarla hiç uğraşma istersen,” denilerek mukayeseden tüketilen
üç insan arkadaş olmuşlar.
Üçü de kendilerine güvenilmediğine inanmış.
Üçü de kendilerine inanmayan insanlara kızmış.
Her üçünün de hem kendilerine hem başkalarına kanıtlamaları gereken şeyler varmış.
Birlikte giderlerken yollarını kapatan devrilmiş bir ağaç görmüşler.
Beceremezsin dönmüş diğerlerine:
— Bu ağaç çok ağır. Normal bir insanın oynatması zor, hatta imkânsız. Aramızda daha kaslı, daha güçlü birileri olsaydı bunu oynatırdık. Bizim bunu halletmemiz imkânsız, diye söze başlamış.
Hevesi Kırılan ile Mukayeseden Tüketilen, ağacın başında durmuş ve düşünmeye başlamışlar.
Biraz düşündükten sonra Hevesi Kırılan söze girmiş:
— Kaldıraçlar hakkında bilgi sahibi olsak bir kaldıraç yapardık ama bunu becerecek kimse yok aramızda. Çok doğru söylüyorsun; bizim aşamayacağımız bir zorluk bu. Boşuna uğraşıp kendimizi rezil etmeyelim.
Beceremezsin ile Hevesi Kırılan başlarını önlerine eğmiş ve düşünmeye devam etmişler. Ancak tabii ki kendi inandıklarını tekrarlayarak aynı düşünceleri döndürüp durmuşlar zihinlerinde.
Sıranın kendisine geldiğini düşünen Mukayeseden Tüketilen lafa girmiş:
— Onu bunu bilmem. Madem gidilecek yere varmayı beceremeyecektiniz, bu gibi engelleri aşacak adam gibi bir adamı yanınıza niye almadınız arkadaşlar? Ben hep en kötülerle yola çıkıyorum. Sizin yapamayacağınız şeyi benim yapmamı nasıl beklersiniz? Bunu da neden yapıyorum, hiç anlamıyorum.
Bir süre oldukları yerde beklemiş, birbirlerine kızarak bakmışlar.
Sonra üç kafadar ağacın önünden geriye dönmüş ve geldikleri yöne doğru ilerlemeye devam etmişler.
Kendimize güvenmek, onay ve kanıtlanmışlıkla tamamlanma ihtiyacı, bahaneler ve kıyaslar karşısında sorumluluk üstlenebilmek, yargılanmak ve mukayese edilmek gibi yıkıcı etkilerden muaf kalabilmek...
Sorunları, engelleri ve eksikleri görmeyi öğrendiğimizde; mücadele etmeyi, umut etmeyi ve hayal kurmayı ise yeterince öğrenmediğimizde, hele bir de kendimize inanıp güvenmediğimizde, kolay olanın zorlaştığı, zor olanın imkânsızlaştığı zamanlar gelir.
İnsan, kendi zayıflığına katlanmakta zorlanır; kendisine duyduğu öfke ile buna neden olan ve bunu çözemeyenlere duyduğu kızgınlığın içinde kaybolur.
Sonuçlar değişebilir. Bunu, kendine güvenenler ve bunun için nedenler bulabilenler başarabilir.




Yorumlar