
İki Pota Arasında
Her şeyin değiştiği bir dünyada, hikâyelerin hâlâ eskiye muhtaç olduğunu hatırlayın.
Geçmiş ve gelecek, aynı sahada top koşturduğumuz iki farklı basket potası gibi. İşte bütün bu gitgellerin içerisinde geçmişin mi, geleceğin mi daha doğru, daha değerli ya da daha özlenir olduğunu sorgulayıp duruyoruz.
Aslında en değerli olanın şu an bu sahada oynuyor olmak olduğunu biliyoruz. Hayatımız, iki pota arasında günbegün gidip geliyor.
Kimimiz teknoloji ve değişimin özgünlüğü kaybettirdiğinden, yaratıcılığa sekte vurup insanı değersizleştirdiğinden bahsederken; bir diğer kısmımız, zamanımızı delicesine çalıp yorgunluktan başka bize eser bırakmayan geri kalmışlığı yerden yere vuruyor.
İnsan, zaman ve yaptıkları değişse de bilincini, duygusunu ve kendisini doğru konumlandıran her insan için bugün bir şeyler var.
Sadece gelecek ya da sadece geçmiş yok.
Hepsi bugün, burada, bizimle.
Bu yazının videosu da elle çizmediğim, ancak hayal edebileceğim bir dünyayı; yani bir hayali, geleceğin şekillendirme becerisi olarak bu yazıya ilintilenmiş bir çalışma.
Şimdi herhangi bir fikrin kendi başına iyi ya da kötü olmadığını, insanın onu kullanım biçimiyle kendisi için faydalı veya faydasız hâle getirebileceğini unutmadan; değişen günü de dışarıda bırakmadan ve elbette kendimizi de unutmadan yolumuza devam edelim.




Yorumlar