top of page

Fedakârlığın Gizli Bedeli

29 Eyl
2 dakikada okunur

İnsanın derinlerde bildiği bir gerçek vardır: Bazen verdiği onca ödünün karşısında, değdiğine inanmak istediği ‘o kişi’ durur. Bu kişinin sevgisini, onayını ya da huzurunu kaybetmemek için kendinden ne kadar uzaklaştığını görmek kolay değildir. Çünkü fedakârlık dışarıdan erdem gibi görünür; onu taşıyan kişi ise günbegün biraz daha eksildiğini ancak durup baktığında fark eder.

Her fedakârlık kendinden vazgeçmek değildir. Sevdiğimiz birinin yanında kalmayı, ona emek vermeyi özgürce seçebiliriz. Ama bir ilişkiyi sürdürebilmek için sürekli kendimizden çekiliyorsak, sevginin içinde görünmeyen bir bedel birikmeye başlar. Gelin, bu bedelin farklı hayatlarda nasıl ortaya çıkabildiğine bakalım.

Bir baba düşünün: Erkek çocuk beklemiş, kızı olduğunda yaşadığı hayal kırıklığını ondan saklayamamış. Kız, bir başarısını babasına gösterdiğinde yüzünün aydınlandığını, kendine yakın hissettiği başka bir yolu anlattığında ise aynı açıklığı bulamadığını görebilir. Onun değer verdiği alanlarda başarılı olmaya çalışırken kendi isteklerine yer açmak giderek zorlaşır. Yıllar sonra bile ‘Onun istediği kişi olmazsam beni yine sever mi?’ sorusu peşini bırakmayabilir. Babanın karşılanmamış beklentisi, çocuğun kendisi hakkında vereceği kararlara sessizce karışır.

Başka bir evde, bir kadın eşine duyduğu sevgiyle onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken ilişkinin bütün düzenini tek başına taşır hâle gelir. Hatırlatır, toparlar, yatıştırır; bir süre sonra eşinden çok onun ebeveyni gibi davranmaya başladığını hisseder. Oysa istediği, bakım vermeyi tümüyle bırakmak değil, karşısında sorumluluk alan bir eş bulmaktır. Sevdiği insana yakın kalma isteği ile kendi sınırlarını koruma ihtiyacı arasında sıkışır.

Bir yetişkin çocuk için ailenin geçmişte çektiği acılar ağır bir sorumluluğa dönüşebilir. Annesinin, babasının ya da kardeşlerinin artık mutlu olması gerektiğini düşünür ve bunun yükünü tek başına omuzlar. Aileden gelen telefonu kapattıktan sonra kendi evindeki yarım kalmış sohbete dönmekte zorlanır; zihni hâlâ öteki evdedir. Kök ailesine bağlılığı gerçektir; aynı derecede gerçek olan, herkesin mutluluğunu tek başına sağlayamayacağıdır. Bu ikisini birlikte kabul etmek, bazen en zor yüzleşmedir.

Bir başka ailede, yeteneği ve merakı onu farklı bir geleceğe çağıran genç vardır. Gitmek, öğrenmek, kendine yeni bir hayat kurmak ister. Bir başvuru formunu defalarca açıp kapatır; önündeki uzaklık yalnızca yol değildir. Ailesinin alıştığı düzenden ayrılmak, ona onları geride bırakmak gibi gelebilir. Kalma kararında maddi koşullar, yakınlık ve kendi tercihleri de etkili olabilir. Ama ‘Gidersem onları terk etmiş olurum’ korkusu bütün seçeneklerin önüne geçtiğinde, hangi hayatı gerçekten seçtiğini sorması gerekir.

Bu örneklerin hiçbiri bir ailenin ya da ilişkinin bütün hikâyesini anlatmaz. Yine de ortak bir çizgiyi görünür kılar: İnsan, sevdiği kişiye yer açarken kendi hayatındaki yerini daraltabilir. O zaman fedakârlığın büyüklüğünden önce, kimin beklentisini taşıdığını ve bu yükü bırakırsa ne olacağından korktuğunu düşünmelidir.

Kendini tanımak, en çok da açmaktan kaçındığımız o karanlık odalara bakmayı gerektirir. Çünkü bazen yaşam, hiç söylenmemiş bir borcun içinde ağırlaşır. İnsan kendini tüketenin sevgi olduğunu sanır; oysa bazen onu tüketen, sevgiyi yitirmemek için kendinden esirgediği seçimlerdir. Bağını korurken kendi sesine de yer açabilir mi? Araftan çıkış, bu soruyu dürüstçe sormakla başlayabilir.

 
 
 

Yorumlar


İletişim

Açıkel Yayıncılık, Eğitim, Kişisel Gelişim ve danışmanlık - Mustafa Özgür Kök
Adres : Liman mah. 40. sok. 
             Konyaaltı Antalya

​​

Tel:  90 0242 3168697

Watsup / Cep : 90 0533 8153354

​

Email : mozgurkok@hotmail.com

  • Instagram
  • Youtube

​

 

Mesajiniz icin tesekkürler

bottom of page